Oldukça yaşlı bir zeytin ağacı

                  Eğitimlerim


Ticaret uzmanlığı; evrensel psikoloji; 2009 dan beri psikoloji alanında açık öğretim; psikolojik danışman, uzman kişisel gelişimci; doğal tedavi uzmanlığı;

kişisel gelişim psikolojisi; sosyal psikoloji; grup dinamikleri; çocuk ve gençlik oluşum/gelişim psikolojisi; genel ve spesifik psikopatoloji; psikonöroloji; klinik psikoloji; psikolojik danışmanlıkta ve doğal tedavi uzmanlığında hukuku ve mesleği tanıma bilimi; derinlik psikolojisi; davranış terapisi; insancıl ve derin psikoloji; hümanistik psikoloji; bütünsel ve sistemik yöntemler; danışanlarla sohbet etme eğitimi; terapötik müdahale yöntemleri; grup çalışmaları; süpervizyon ve özbilinç eğitimi; tütsü kültürü; şifalı taşlar bilimi; vücut dili eğitimi.

2015'den beri özel muayenehandem de çalışmaktayım.


Özgeçmişimden bir demet

Hala inanamıyorum, 2005 senesiydi hayatımla alakalı dev bir devrim kararı aldığım da, ''artık özel şirketler de ticaret uzmanı olarak çalışmayı bırakarak, kendi işimi kuracağım!''

Hiç bilebilir miydim o dönem, işin buralara geleceğini? Ticareti bırakıp da, tam tersi istikamet bir mesleki eğitimi seçeceği mi? Bana göre ticaret, elindeki ürünü allayıp pullayıp müşteriye satabilme kabiliyeti demektir; ruh alanı ya da kişisel gelişim ise bunun tam tersi, bilinçaltındaki gizlilikleri günyüzüne çıkarmak demek. Hala da inanamıyorum değerli misafirim: Fakat şu bir gerçek ki, asıl hayat ancak, zıtlıkların birbirlerini tamamlamasıyla gerçekleşiyor. Daha doğrusu benim, bendeki davranış kalıbımı anlayabilmem için, aynı kalıptan içinde taşıyan bir şahısla yollarımın kesişmesi vazgeçilmez bir gerçekmiş artık bana göre.

 Çok sonra anladım ki, kişisel gelişimi de tamamlayan ticaretmiş: Evvela ''maskeler (allama pullama)'' içerisinde çalıstım ki, aslolanı görüp ayırt edebileyim diye. Ancak psikolojiyi okumaya başlayınca, ticaretin ne olduğunu tam manasıyla anlayabildim.

2005 de aldığım o bir karar benim hem kendimi hemde çevremin diğer yüzünü tanımamı sağladı. Sahte ve sağlık dışı ilişkilerin bir ilişki değil de bir ilişki bağımlılığı olduğunu görünce çok şaşırdım.

İşin garipliğine bak ki, ben kendimi bildim bileli de hobi olarakta zaten insan davranışlarıyla çok yakından ilgileniyordum. Nereden bilebilirdim ki, o doğuştan beri bana bahşedilen insanların olumsuz davranışlarını iyi takip edebilme özelliğinin bana doğanın bahşetmiş olduğunu, bunu bügün biliyorum ben! İçimde hep ama hep beni meşgul eden bir genel soru vardı: ''Babamın çevresine karşı olan, o bizlere çok acı veren davranışlarının temelindeki yatan asıl sebep ne? Babam, eşine ve çocuklarına neden böyle davranıyor?'' Bu soruya çok sonra başka bir soru daha eklendi: ''Eğer babamın bize davranışı çok yanlış ise, doğru ve sağlıklı aile ne demek o halde?! Sağlıklı bir aile nasıl olunur?'' İşte bu sorular var ya, beni bugünüme taşıdı sevgili okuyucu.

2009 da Almanca dilinde psikoterapi açık öğretimine başvurdum. Yetmedi, 2012 de ikinci bir psikoterapi ve psikolojik danışman okulundan eğitim aldım. Bunun sebebi ise, (belki) açık öğretimden eksik kaldığım bilgileri özel bir okulda tekrar tamamlamaktı. Bir de şunu keşfettim, istersen 10 kez bir mesleği oku, her defasında farklı farklı bilgiler elde edeceksin, zira ruhun habire değişimde sen ne yaparsan yap, hayat ya müsade edersin seninle akar gider, ya da sana rağmen akar. Elbette her iki okulda da ana temalar hep aynıdı, fakat onları bana sunan öğretmenlerimin görüşleri farklı farklıydı. İyi ki de böyle olmuş, çünkü sayısızca insanların sayısızca altın tecrübelerinden faydalandım.

Bu esnada farklı seminerlere, çeşitli özel kişisel gelişim okullarına katılarak, psikolojinin kısmen diğer alanlarını da inceleme fırsatı buldum. Ayrıca da psikolojik farklı görüşlere ait özdeneyim gruplarından da eğitim aldım. O vakit anladım ki, psikoloji denen sihir bir dipsiz kuyuymuş meğersem.

Aynı zamanda 2012 den sonra da ayrıca bir diğer açık öğretim sistemine geçiş yaptım: Sayısızca dünya çapındaki ruh alanıyla ilgilenen birçok yazarların ve bilim adamlarının kitaplarını okuyarak, her ülkenin psikolojik anlayışını ve psikolojik kültürünü de anlamaya çalıştım. Senin anlayacağın şu ki, ''ruhsal anlamda/bazda ülkeleri birbirinden ayıran ayrıcalıklar var mı?'' diye bir inceleme yapmaya başladım. Tüm bu araştırmaların sonucunda bazı sorular da kafamda artık iyice netleşmişti: DÜNYA ÇAPINDA

1) insanlar psikolojik sınırlarının ne kadarına vakıftılar?

2) İnsanlar, özgür iradeye, hürriyetlerine ya da bireylik anlayışının ne kadarını önemsiyorlardı ve hayatlarına geçirmişlerdi?

3) Dünya çapında ilişki bağımlılığı (modern kölelik) neden bu derece yaygındı?

4) Modern efendi ve köle ilişkisinin insanların hayatına bu denli sızmış olabilmesinin temel sebepleri nelerdi?

 

Zümrüdü Anka kuşu, Macaristan/Debrecen

Bu soruları sorabilmemin de geçmişime ilişik bir temel sebebi vardı elbette: benim sınırlarım yıllar yılı ana baba tarafından tamamen ihlal edilerek, çocuk ruhum sömürülmüştü. Mesleki çizgime de bakarak o zaman artık çok net anladım ki ben, sınırları belirleme misyonu ile bu aleme gönderilmişim. En dev psikolojik sınır

eksikliğini bana hayat yaşatarak, ben etrafıma sınırlar çizmeyi hem hayatıma geçirmeliydim, hemde dilim döndüğünce bunu ulaşabildiğim herkese anlatarak, hür iradenin hayati önemini belirtmeliydim. Hür irade için kalemleriyle nice savaşlar veren hocalarımın hürriyet kervanına artık bende kabul buyrulmuştum, bundan kıymetli öte daha ne var ki? Zira bana göre, insanı asıl insan yapan tamamen hür iradeye sahip olması demektir. Devamını okumak istersen, lütfen tıkla: Modern efendi köle ilişkisi.

Evet sevgili okuyucum, yıllarca tatlı bir disiplinle o günlerden bugünlere geldim. O kadar çok şey değişti ki hayatımda, meğersem tatlı hayat buymuş: Etrafımda ve içimde olan bitenlerin şuursal olarak bilincinde olarak hayata devam etmek. Hayata ayık bir zihinle ve ayık gözlerle dolu dolu bakarak, sevinç, çoşku ve içsel barışı yakalamış olarak ''ben gerçekten yaşıyor ve kendimi hissediyorum'' olgusu içerisinde yaşamakmış meğersem hayat...


                 Dünün acısı, bugünün gücüdür.

             Paulo Coelho 



Sevgili okuyucu, hangi butonla devam etmek istersin?

Sempozyumun başlayış tarihleri

Sempozyum başvurusu 

Açık öğretim kişisel gelişim dosyası için başvuru

Daha çok tecrübe okumak istiyorum

İletişim

Ana Sayfa


Gerçekci ol; bir mucize için plan yap!

OSHO