Mucizeler ve senkronizm                    

                                                         Kendim olmak bana                                                          yetiyor.          

                                                         Osho

                        

Senkronizm, her şeyin arkasında gizlenen düzendir.

                        Baptist De Pape


Mucizelerin senkronizmle tam alakası var mı henüz bilemiyorum, bana göre ise var. Fakat şu bir gerçek ki, bir meseleyi ben düşlediğim esnada aynı zamanda da fark ediyorum ki, o mesele zaman zuhur sonra gözümün önünde bizzat canlanarak biraraya gelmiş halde. Bir örnek vermek gerekirse, diyelim ki, ben içimden bir şarkıyı habire geçiriyorum, ya da o şarkıyı o an söylüyorum, eş zamanda da radyo da o şarkıyı dinlemeye başlıyorum. Bilirsiniz, radyo da çıkacak şarkıları kontrol edemeyiz biz temelinde. 

Carl Gustav Jung, İsviçreli bir Psikiyatriste göre senkronize olayı ''içte hissedilene, anlatılana o an da eşdeğer sayılabilecek bir durumun 'dışarıda' tezahür etmesinin varsayımıdır.'' Dolayısıyla da Jung'a göre tesadüf denen olaylar mevcut değildir. Şu alemdeki herşeyin tesadüfen oluşmadığına, hepsinin İlahi bir plan üzere inşa edilmiş olduğuna bende inanıyorum. Yıllar süren psikolojik araştırmalarım sonucu, bu gerçeği bende tespit ettim. Tesadüfler yok, her meselenin bir sebep sonuç ilişiği var mutlaka. Nuray Sayarı hocamın da dediği gibi ''rastlantı yoktur neden vardır.''

Gelelim asıl meseleye, yıllar evvelki bir düşüm bugün gerçekleştiği için, halen şaşkınlıklar içindeyim. Şimdi bu bir mucize değil de ne? Bana göre bu bir mucizedir! İçimdeki düşlediğim 'dışarıda' gerçekleşti. Evet, zaman da aldı bu mesele, lakin buna çok çok değdi. Sade bu hayalim mi ki! Sayısızca düşlerim gerçekleşti bu şekilde, o halde Jung oldukça hayati bir gerçeği gözle görülür, ve elle tutulur hale getirmiştir: İçimizin dışımıza yansıma olgusunun var olduğu inancı.

Sevgili arkadaşım, düşünme yapımız ve kapasitesi ile biz insanoğlunun eline dev bir mekanizma bahşedilmiş, bu nimetten dolu dolu faydalanmalıyız. İşte senkronizm denen olguyu, düşünce ve algılama mekanizmalarımızı kullanarak meydana dökebiliriz.

Bana kalırsa mucize (senkronizm) bize, onu görmeye ruhen hazır olduğumuz da geliyor. Bazen de tam içsel karmaşaya düştüğümüz vakit, hayatımıza bir mucize akabiliyor. Mucizelerin arkasında hem bir hayat anlamı yatıyor, hem de bir güç ya da kudret. Onlar bize, o mucizelerin biraraya dökülüş/geliş parçacıklarındaki incecik esrarengiz olguyu kavrayabilmemize de vasıta oluyor.

Mucizeleri hissettiğimizde de, içimizden bir sevinç, neşe ve gülme çığlığı kopuyor. Mucize bize, tam da ona çok ihtiyaçlı olduğumuz vakitte gelebiliyor, ve tekrar bize hayatın kendisinin bizzatihi bir mucizeler geçidi olduğunu kanıtlıyor. 

Şu an bu satırları okuyor olman bile seni, içindeki olan gizli özlemine taşıyarak, o özleminin sendeki farkındalığını arttırdı sevgili okuyucu.


                                                          Yıldızları görmek için, belirli                                               bir karanlık gereklidir.

                                            Osho



Geçmişe bir dön bak, kaç mucize yaşamışsın...Kuantum fizik işte bu sayede doğabildi.

Asıl mucizenin gizemi, onun bize özel vermeye çalıştığı kutsal mesaja odaklanmaktır. Bunu yaptığımız takdirde de, bilincimiz gelişerek büyüyor. İçinde bulunduğumuz ve önceleri bizim için çok önemli olan, ve bizi acıtan meseleler böylelikle de ehemmiyetini de kaybetmiş oluyor. Bilincimiz genişledikçe de, etrafımızda olan bitene de artık daha farklı bir bakış açısından bakmaya başlıyoruz. En güzeli ise, etrafımıza değil de, artık içimize ve sezgilerimize yoğunlaşıyoruz. Gözle görülemeyen ama kalp gözümüzle hissedilene ağırlığımızı verdiğimiz vakit, kişisel gelişime geçiş yapmış oluyoruz. Ne var ki, bir çoğumuz çevreye odaklı yaşadığı için, içimize fransız kaldık biz.

Dışa değil de içimize odaklandığımız da görüyoruz ki, doğaüstü olayları daha da rahatça algılıyoruz, kendimize ve hissettiklerimize (sezgilerimize) de güvenimiz bir hayli artıyor.

Senkronizm bize bir de etrafımızla ne kadar da gizli görünmeyen enerjik bir bağ ile bağlı olduğumuzu da gösteriyor. Bu sayede senkronizmin beni, sevdiğim kişilerle ve hoşlandığım meselelerle bağlama veya biraraya getirme (getirmiş olma) gücü de var. Şu da bilimadamlarının bir gerçeği ki neye odaklanırsam, onun çoğaldığını görüyorum: Korkuya odaklandıkça korkularla başbaşa geliyorum, sevgiye odaklandıkça da, etrafıma sevgi enerjisi saçıyorum. 

Bana göre hayatın anlamı, kendimi anlayarak, doğayı anlayabilmek: Ya da, doğayı anlayarak, kendimi anlamış olmam. Kendimi anladığım vakit de, doğanın ya da etrafımdaki insanların bana karşı değil de, beni kendimle barıştırmak için çabalar harcadıklarını da görmüş oluyorum. Bu da beni, bulunmuş olduğum 'kurban' rolünden alarak, özgürlüğüme götürmüş oluyor.


                                Gerçek soru ölümden sonra hayat                                     olup olmadığı değil, ölümden önce                                     sen hayatta mısındır?

                                Osho


                Hayatın hedefi özgürlüktür.

                Osho

 

 

Bu bir hayat ağacı

 

 

Sempozyum başlayış tarihleri

Sempozyum başvurusu

İletişim

Günlük

Ana Sayfa